31 Temmuz 2014 Perşembe

bu bir savaş
derin denizlere inmek istiyorum, yüksek dağlara tırmanmak
kanatlanıp uçmak istiyorum, terk etmek bu dünyayı ve bir daha hiç dönmemek

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Acı

hesabı sorulmalı.. biz bize düşeni yapmalıyız.. yapmak zorundayız.. Mevla elbet yapılan zulümün hesabını soracaktır.. ama ya bize de ' o zulüm yapılırken sen onu ortadan kaldırmak için ne yaptın' diye sorarsa o zaman ne cevap vereceğiz?

27 Temmuz 2014 Pazar

25 Temmuz 2014 Cuma

Yaşamak

yaşarken başımıza onlarca olay geliyor. olaylara takılıp kaldığımızda ilerleyemiyoruz.
benim hayatta en istemediğim şey diken üstünde  yaşamaktır.yani sürekli bir korkuyla, bir telaşla yaşamak istemem. o yüzden kabullerimi ve  bakış açımı buna göre oluşturmaya çalışacağım.

mesela hayatta az para kazanma korkusuyla yahutta hiç para kazanamama korkusuyla yaşamak istemiyorum. lüks bir hayattansa, kendi yağında kavrulan ama mutlu olunan bir hayata sahip olmak istiyorum. makam ve mevki hırsında olmak istemiyorum. sevdiklerimin ve sevenlerimin gönlünde taht kurmuş olmak istiyorum. içimde beni kemiren bir kurt olmasın. aman nasıl yaşarım? aman ne yaparım? diyerek ömür tüketmeyeyim. 

evimde eski eşyalar var diye utanmayayım mesela.
fazla kıyafetim yok diye dertlenmeyeyim.
renk renk çantalarım, ayakkabılarım yok diye hırslanmayayım.
son moda dekorlarla ve en marka eşyalarla dolu bir evdense mütevazi ve derli toplu bir evim olsun.
her kumaştan, her modelden elbiselere sahip olmaktansa elindekilerle yetinebilen, temiz ve düzgün birisi olayım.
tonlarca aksesuardansa doğayı fark edebileceğim gözlerim, böcekleri, martıları duyabileceğim kulaklarım, gülümseyen bir yüzüm, kocaman bir kalbim olsun.

ve en önemlisi istiyorum ki insanlarda benden bunu beklesin. beni diken üstünde bırakabilecek şeyleri istemesinler benden. beni birazcıkta bana bıraksınlar. olmaz mı? olur. inşallah olur. biz kendimizi bilelim ve ona göre davranalım da Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler. :)

herkese olur değil mi?

herkes üzülür, herkes bunalır değil mi? ya da çok çok büyük kısmımız yaşar bunu. insanların sözleri yaralar bizi, bazısı bir hançer saplar, bazısı kıymık gibidir, kimisi koparır bir parçamızı. bilemeyiz ne yapacağımızı? bazen öyle olur ki kalsan acı, gitsen acıdır. evet budur. sen bilirsin kalırsan acı olacaktır. ve niye gitmedim ki diyeceksindir. kalmanı isteyenlerse, o anki kendilerine güvenle kal işte tekrar gitme derler. ama kaldığında senin acı çekeceğini görmezden gelirler. işte orda arada kalırsın. kalırsan  acı kaçınılmazdır, gidersen kal diyen üzülecektir. ben kararımı gitmekten yana veriyorum. çünkü gitmek istemek benim kararım. kalmamsa onların isteği. ilerde birine kızacaksam o ben olmalıyım. kendi kararımdı diyebilmeliyim. başkalarını suçlamak istemiyorum. hem kaldığımda...

offf işte böyle.. herkes bazen böyle değil mi? 


adım ilginç dünya, çünkü

evet adım ilginç dünya olarak seçtim çünkü dünya bana oldukça ilginç geliyor. doğal güzellikleriyle, barındırdığı canlı çeşidiyle alakalı olarak seçmedim ama bu ismi. insanların farklılıklarından dolayı, bana ilginç gelen davranışlarından dolayı seçtim.

bizim dünyamızı çoğunlukla insanlar oluşturuyor, onlardan oluşan ve mecburen onlarla şekillenen bir hayatımız var. hele bir de duygusallığa vurduğumuz zamanlarda insancıkların en ufak davranışı bizde büyük etkiler oluşturuyor. dünyamıza doğan bir güneş yahut çakan bir şimşek oluveriyorlar. işte blogumun adı bu yüzden ilginç dünya. 

bla bla bla.. aslında çok şey yazılabilir ama bu kadar ilerleyebildim şu an bu konuda :)